Vezirin Büyük Oyunu: Kutsal Birlik ve İnasarın Gücü

p>Bir zamanlar, uzak diyarlarda, koca ve gizemli bir ormanın ortasında görkemli bir saray yükselirdi. Sarayın sahibinin ailesi, ailenin reisi olan padişah ile eşi; fakat vezirlerinin zekice oyunları yüzünden halk arasında gölgede kalırlardı. Padişah, gözlerden uzak bir yaşam sürerken, vezir her işin mutfağında görünürdü ve halk onun karanlık planlarını duymazdan gelirdi. Padişahın üç kızı vardı: büyük olan Cankız Kübra, orta genç Has kız Ebrar ve sevimli küçük Reyyan. Üçü de birbirine üstünlük sağlama çabasını sürdürür ve kendi dünyalarını kurarlardı.
Bir gün bahçede oyun oynarlarken extradan uzağa kaçan toplarının peşinden koşarken, köyden zarif bir kız adeta oyunlarına eşlik eder. Bu arada padişahın kızlarına verilen top, cici kızın elinde yeniden paylaşılır ve köy halkı ile padişah ailesi arasındaki bağlar zayıflamaya başlamıştır. Vezir, köylüleri sürekli kötülemekten vazgeçmez; köylüler de padişah ile lezzetli bağları koparmaya çalışır. Küçük bir yanlış anlama, herkesin güvenini sarsar ve padişah ile karısı, vezirden şaşırmamanın bedelini ödemek zorunda kalırlar.

İhanet ayyuka çıkınca, padişah ve eşi, veziri sürgüne gönderir; böylece köy halkıyla daha yakın bir dayanışma kurmaya başlarlar. Bahçedeki gizli oyunlar yerine artık herkes el ele, korkusuzca çalışır ve paylaşmanın tadını çıkarır. Sorunları birlikte çözmenin zamanı gelmişti; yardım etmek isteyen herkes yan yana durur ve birlik beraberlik içinde hareket ederler.
Günler geçtikçe, geçmişteki kırgınlıklar silinir ve aralarındaki farklar eriyerek aynı amaç etrafında toplanırlar. Herkesin acısı herkesin acısı haline gelir; sevgi, güven ve dayanışmanın gücüyle köy daha da güçlenir. Masal burada sona erer; ama dersler her biri için sürerlir: Halkla temas kurmadan, onların sorunlarını anlayamazsın; farklılıkları sevgiyle kucaklamak gerekir; önyargılarla yargısız infaz yapmamalı, önce kendini tanımalısın. Önemli olan, kimsenin kimseyi üstün görmemesidir; insanlar doğuştan değerli ve içindeki iyiyi göstermek için birbirine ihtiyaç duyar.

Gökten üç elma düşer; biri bu masalı dinleyen en güzel çocuklarımıza, yaşam sevincimizi taşıyan yarınlara gelsin. İkincisi bu masalı okuyan anne ve babalara, üçüncüsü de bu masalı sizin için hazırlayan bana, Hacer Teyze’ye gelsin. Umarım bu hikaye sizin için de ilham verici olur. Tatlı rüyalar ve iyi uykular dilerim; büyüyünce, umutlarınız ve arkadaşlarınız çoğalsın. HACER CEYLAN KOÇ için teşekkürler. Siz de masal yazarak bize gönderebilirsiniz; masallarınız, binlerce çocuğun hayal dünyasına yol bulacaktır. Aşağıda ki resme tıklayarak masal gönderebilirsiniz.




